Yağmur Dinene Kadar
Sağanak yüzünden aynı sahaf dükkânında mahsur kalan iki yetişkin, kapanış saatine kadar kitapların arasında konuşur ve aralarındaki kıvılcımı fark eder.

Yağmur, Nehir sahaf dükkânının kapısını ittiği anda bastırdı. Camın ardında sokak bir anda griye döndü; kaldırımlar dereye, şemsiyeler rüzgârda ters dönen çiçeklere benzedi. İçeride ise yalnızca eski kâğıt kokusu, kısık bir radyo ve tezgâhın arkasında kitap ciltleyen uzun boylu bir adam vardı.
"Bu havada kimse gelmez sanıyordum," dedi adam, gözlüğünü alnına itip gülümseyerek. Adı Kerem'di; dükkân on yıldır onundu.
Nehir paltosundaki damlaları silkeledi. "Ben de buraya girmeyi planlamıyordum. Yağmur karar verdi."
Raflar arasında
İlk yarım saat neredeyse hiç konuşmadılar. Nehir şiir rafının önünde durdu, Kerem ise ara ara başını kaldırıp onun hangi kitabı eline aldığına baktı. Sonunda dayanamadı.
"O baskının ilk sayfasında bir not var," dedi. "Önceki sahibi, sevdiği birine yazmış."
Nehir kitabı açtı. Solmuş mürekkeple tek bir cümle yazılıydı: Bu dizeleri seninle yüksek sesle okumak istiyorum. İkisi de bir an sustu. Sonra Nehir kitabı tezgâha bıraktı ve "Okuyalım o zaman," dedi.
Kapanış saati
Kerem iki fincan çay demledi. Tezgâhın yanındaki eski koltuğa oturdular; Nehir okudu, Kerem dinledi. Her dizenin sonunda göz göze geliyor, sonra ikisi de gülüp başını çeviriyordu. Dışarıda yağmur hızını kesmeden sürüyordu ama artık hiçbiri pencereye bakmıyordu.
Saat yediye geldiğinde Kerem kapıdaki tabelayı çevirdi. "Kapandık," dedi, "ama sen gitmek zorunda değilsin."
Nehir ayağa kalktı, kitabı göğsüne bastırdı ve ona doğru bir adım attı. "Seni öpmemi ister misin?" diye sordu. Kerem'in cevabı, yavaşça eğilip alnını onunkine dayamak oldu. "Çok isterim."
Öpücükleri aceleci değildi; tıpkı o akşam gibi, sabırlı ve sıcaktı. Kerem'in elleri Nehir'in ıslak saçlarında, Nehir'in parmakları onun gömleğinin yakasındaydı. Radyoda eski bir şarkı çalıyordu. Bir süre yalnızca birbirlerinin nefesini dinlediler.
Sabah
Yağmur gece yarısına doğru dindi. Sabah, dükkânın üstündeki küçük dairenin penceresinden süzülen ışıkla uyandılar. Nehir, Kerem'in omzuna yaslanmış, şiir kitabının son sayfasını okuyordu.
"Bu notu yazan kişi," dedi, "sence okuyabildi mi o dizeleri?"
Kerem gülümsedi. "Bilmiyorum. Ama biz okuduk."
O gün dükkân öğlene kadar kapalı kaldı. Kapıdaki tabelada Kerem'in el yazısıyla yeni bir not vardı: Yağmur dinene kadar kapalıyız. Gökyüzü açık olsa da kimse bunu sorgulamadı.






0 yorum
Popüler yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.